YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ 2016/16526E. 2018/5328 K. “EŞİNE, ÖZEL HAYATINDA İSTEMEDİĞİNİ VE CİNSEL ANLAMDA DA BİRLİKTE OLMAK İSTEMEDİĞİNİ” SÖYLEYEN EŞİN, BOŞANMA DAVASINDA AĞIR KUSURLU OLUP, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEĞİNİN KABUL EDİLMESİ GEREKLİDİR.

T.C
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2016/16526
KARAR NO:2018/5328
KARAR TARİHİ:19.04.2018

ÖZET:Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında ‘‘eşini özel hayatında istemediğini söylediği ve cinsel anlamda da birlikte olmak istemediğini” söylediği anlaşılmaktadır. Gerçeklesen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru olmamıştır.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kabul edilen kadının davası, kusur belirlemesi, reddedilen nafaka ve tazminat talepleri yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kabul edilen erkeğin davası, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanma karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında ‘‘eşini özel hayatında istemediğini söylediği ve cinsel anlamda da birlikte olmak istemediğini” söylediği anlaşılmaktadır. Gerçeklesen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru olmamıştır.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı karşı davalı erkek ağır kusurludur ve bu kusurlu davranışlar aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın yararına TMK m. l74/l-2 koşulları oluşmuştur. Hal böyle iken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) isteklerinin reddedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

KARAR : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın …’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Mürüvet’e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19.04.2018

Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir.

T.C.
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/12303
Karar No:2014/21345
K. Tarihi:20.11.2014

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, davalı işverenin Dörtdivan Tesislerinde 18/01/2010 tarihinde işe başladığını, davalı işveren tarafından hakaretler edilmek sureti ile işine son verildiğini ileri sürerek bazı işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının istifa ederek işten ayrıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41’inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68’inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut olayda davacı 12 saat çalışıp 12 saat dinlenme esası ile çalıştığını iddia etmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanları da dikkate alınarak 12/24 sistemi ile çalıştığı değerlendirilerek buna göre fazla mesai alacağı hesabı yapılmıştır. Bu hesaplama doğrultusunda fazla mesaiye esas çalışma saatlerinin bir kısmının gece çalışmasına denk geldiği anlaşılmakla, gece çalışmasının hangi dönemde ve ne miktarda olduğuna ilişkin bilirkişi raporunda denetime elverişli olacak şekilde açıklık getirilmemiştir. Hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. Yapılacak iş, davacının kararı temyiz etmediği de dikkate alınarak davalı aleyhine olmayacak şekilde, mahkemece hükmedilen fazla mesai alacak miktarını aşmamak üzere, fazla mesai alacağı doğru bir şekilde hesaplattırılarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
3-Somut olayda dava konusu alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı 29/01/2014 harç tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu artırmış, mahkemece HMK gereği talep bir bütün olarak kısmi dava ile istenmekte olduğu gerekçesi ve HMK’nun kısmi davaya ilişkin esasları gereğince alacaklara ıslah tarihinden itibaren değil dava tarihinden itibaren faiz işletmiştir. Ancak mevcut dava belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olarak açılmıştır. Dolayısı ile ıslah tarihinin faiz başlangıcında dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 20/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

İşçi fazla mesai yaptığı iddiası ile iş akdini fesih etmiş ise de, fazla mesai aşan süre karşılığı izin kullandırıldığı sabit olduğundan işçinin feshi haklı bir fesih değildir.

T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/2228
Karar No:2014/39650
K. Tarihi:23.12.2014

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalı işyerinde reyon işçisi olarak çalıştığını, işyerinde en az iki kez reyon değişimi ve promosyon malları yerleşimi sırasında kendi vardiyasının dışında gece 23.30-08.00 arasında çalışma yaptığı halde fazla çalışmalarına ilişkin ücretlerinin ödenmediğini, fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi, yıllık izinlerinin kullandırılmaması nedeni ile iş akdini 29/12/2010 tarihinde haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücret alacağını istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece , toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı taraf vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara , toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,

2- Taraflar arasında, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, buna bağlı olarak da işçi feshinin haklı nitelik taşıyıp taşıyamadığı ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamadığı noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Davacı , ayda iki kez gerçekleştirilen reyon değişimi sırasındaki fazla mesailerinin karşılığının ödenmediğini , ödenmeyen fazla mesaileri nedeniyle iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürmüştür. Bu durumda, davacının normal haftalık çalışma süresinin 45 saati aşmadığı tarafların kabulündedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, özellikle tanık anlatımlarından işyerinde normal çalışmanın haftalık 45 saati geçmediği, işçilerin 15 günde bir reyon değişimi sırasında ekstra çalışma yaptıkları, ancak bu çalışma karşılığında 1 gün izin yapıp kullandıkları anlaşılmaktadır. Davalı işverenin reyon değişimi sırasında yapılan çalışma karşılığı 1 tam gün izin kullandırması karşısında davacının fazla çalışma alacağının , buna bağlı olarak da kıdem tazminatı hakkının bulunmadığı anlaşıldığından fazla çalışma ile kıdem tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın , yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA , peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 23.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Fazla mesai ücretinin prim ödemeleri dikkate alınmadan hesaplanması gerektiği

T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/8148
Karar No:2015/4634
K. Tarihi:9.2.2015

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve yemek ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G.Y.Koçak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş akdini fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödenmemesi nedeni ile haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve yemek ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının iş akdini feshinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdini feshinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemece davacının fazla mesai ücret alacağı, haftalık 9 saat fazla mesai yaptığı, ancak taraflar arasındaki sözleşmede fazla mesai ücretin içinde kararlaştırıldığı, buna göre yılda 270 saatin mahsup edilmesi gerektiği, bakiye fazla mesai ücretinin ise prim olarak ödendiği gerekçesi ile reddedilmiştir.
Öncelikle davacı davalı işyerinde 16.05.2005 tarihinde işe girmiş, fazla mesainin ücretin içinde olduğuna dair sözleşme ise 01.06.2006 tarihinde imzalanmıştır. Bu nedenle bu sözleşme hükmünün 01.06.2006 tarihinde önceki dönem için uygulanması mümkün olmadığından 16.05.2005-01.06.2006 dönemi için yılda 270 saat fazla mesainin mahsubu doğru değildir.
Diğer taraftan davacı satış şefi olup, satışlar üzerinden belirli bir prim almaktadır. Bu prim mesai yapılsın veya yapılmasın alınmaktadır. Davacı dışarda pazarlamacılık usulü ile gezip satış temsilcisi konumunda değildir. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücret hak kazanır. İşçinin fazla mesai yapması halinde ödenen primin fazla mesai ücretini de kapsadığı ve bu nedenle mahsubu gerektiği gerekçesi isabetli değildir. Davacının 16.05.2005-01.06.2006 tarihleri arası haftada 9 saat fazla mesai ücreti, 01.06.2006 tarihinden sonra ise yılda 270 saat fazla mesai ücretin içinde olması nedeni ile mahsup edilerek bakiye kalan fazla mesai ücreti prim ödemesi dikkate alınmadan hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. Yazılı gerekçe ile fazla mesai ücret alacağının reddi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.

T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi

Esas No:7849/2011
Karar No:13353/2013
K. Tarihi:

Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yemek ücreti, ücret alacağı ile prim ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Karar: Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, prim ve ücret alacaklarını istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,

2- Taraflar arasında davacının fazla çalışma alacağına hak kazanıp kazanamadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.

Dosya kapsamından davacının satış temsilcisi olarak aylık prim usulü ile çalıştığı anlaşılmıştır. Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.

Mahkemece bu hususlar üzerinde durularak, gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak, sonucuna göre fazla mesai ücreti talebinin değerlendirilmesi ve prim ödemeleri fazla çalışmayı karşılıyorsa fazla çalışma alacağı talebinin reddine karar verilmesi, şayet davacıya ödenen primler fazla mesai ücretini tam olarak karşılamıyorsa bakiye fazla çalışma ücreti talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Fazla çalışmasının tanık anlatımları yerine yazılı belgelerle ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir

T.C.
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/18675
Karar No:2014/23289
K. Tarihi:25.12.2014

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayadığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, Havza Belediyesinden fazla çalışma, gece çalışması, dini ve milli bayram, hafta tatili çalışma ücreti alacakları olduğunu, sendika üyesi olduğundan bu ücretlerinin Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının fazla mesai yaptığı iddialarını kabul etmediklerini, işçi alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmasının tanık anlatımları yerine yazılı belgelerle ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, bilirkişi tarafından tanık beyanları doğrultusunda hesaplanan fazla mesai alacağından hakkaniyet indirimi yapılmaması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,
25/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Başarı primi ödemeleri fazla mesai alacağına saydırılamaz. İşçinin fazla çalıştığı tespit edildiği halde işveren tarafından prim olarak para verildiği söylenilmiş ise de; fazla mesai alacağının ve primin farklı mahiyette olduğu kabulü gerektiği gibi fazla mesainin ayrıca ödenmesi gerekmektedir.

T.C.
Yargıtay
22. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/7707
Karar No:2015/23117
K. Tarihi:2.7.2015

DAVA: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ulusal bayram genel tatil, fazla mesai ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. Uçar Önal tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR: Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-) Taraflar arasında davacının fazla çalışma alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususu tartışmalıdır.

Somut olayda, davacı haftanın 6 günü 08:00-21:00 saatleri arasında çalışarak fazla mesai yaptığını iddia etmiş ve iddiasını tanık anlatımları ile doğrulamıştır. Her ne kadar mahkemece satış temsilcisi olan davacıya yapılan prim ödemelerinin fazla mesai ödemesi olarak değerlendirilerek fazla mesai alacağına hükmedilmemişse de, bunların farklı mahiyette alacak kalemleri olduğu, tanık anlatımlarından fazla mesai yapıldığının anlaşıldığı nazara alındığında fazla mesai alacağına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten bozulmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.07.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi. 

Üç vardiya halinde çalışılan işyerlerinde fazla mesai yapılmasının söz konusu olmadığı, üç vardiya halinde çalışılan işyerlerinde fazla mesai yapıldığı iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği yönündedir.

T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/7098
Karar No:2014/39624
K. Tarihi:

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi, ücret farkı ile yol ve yemek ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, eksik ödenen ücret farkı alacağı, fazla mesai ve gece çalışması, kıdem, ihbar tazminatı, resmi dini ve tatil günleri, yıllık izin, asgari geçim indirimi, yol ve yemek ücreti alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı GASKİ vekili, husumet itirazında bulunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı şirket vekili, duruşmada, davacının müvekkil şirketin sözleşme süresinin bitiminden sonra da ihaleyi yeni alan şirkette ara vermeksizin devam ettiğini ve halen çalıştığını, bu nedenle dava açmakta yarar bulunmadığını beyana davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve bu bağlamda fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu çekişmelidir.

Mahkemece dinlenen davacı tanıkları genel olarak 3 vardiya ve 8 saatlik çalışmadan bahsetmişlerdir. Tanıkların arızi olarak yapılan fazla çalışmalara ilişkin beyanları soyut ve afakidir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da soyut nitelikteki bu tanık beyanlarından yola çıkılarak varsayımsal hesaplama yapılmıştır.
Üçlü vardiya sisteminde kural olarak fazla çalışma yapılması mümkün değildir. Tanıkların davacının fazla mesai yaptığına ilişkin beyanları soyuttur.

Dairemizin yerleşik uygulaması da, kural olarak üç vardiya halinde çalışılan işyerlerinde fazla mesai yapılmasının söz konusu olmadığı, üç vardiya halinde çalışılan işyerlerinde fazla mesai yapıldığı iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği yönündedir.

Tanık beyanları soyut ve bilirkişi raporundaki hesaplama varsayıma dayalıdır.

Mahkemece, fazla mesai iddiasının kanıtlanamadığının kabulü ile bu talebin reddi yerine yazılı şekilde fazla mesai ücreti alacağının hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.

T.C.
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi

Esas No:2014/14912
Karar No:2014/23316
K. Tarihi:29.12.2014

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, davalı işyerinde şoför olarak çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğini, bunun üzerine işe iade davası açıp kabul kararı verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, akabinde işe başvurduğu halde davalı tarafından işe başlatılmadığını bildirerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının işe iade kararından sonra süresinde işe başvurmadığını ve başka bir alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Fazla çalışma ücretlerinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda bilirkişi tarafından davacının fazla mesai ücreti hesaplanırken tanık beyanlarına göre fazla çalışma saati bulunmuş, buna göre fazla mesai ücreti hesaplanmış ve davacıya bordrolar çerçevesinde ödenmiş olan fazla mesai ücretleri mahsup edilmiştir. Dosyada bulunan bordrolara göre bazı aylar fazla mesai tahakkuku yapılmış olup bu hususa davacı tarafından itiraz edilmemiştir. Bilirkişi tarafından bordrolarda fazla mesai tahakkuku olan ayların fazla mesai ücretinde mahsup edilmesi hatalı olup, bu aylar dışlanmak suretiyle fazla mesai ücretinin hesaplanması gerekir. Mahkemece bu husus gözetilmeden, hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınmak sureti ile fazla mesai ücreti yönünden hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29.12.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

Üst düzey yönetici olmadan önce pazarlamacılık yapan işçinin, üst düzey yönetici iken fazla mesai alamasada, daha önceki dönemler için fazla mesai alması gerekmektedir.

T.C.
Yargıtay
22. Hukuk Dairesi

Esas No:2012/246
Karar No:2012/3542
K. Tarihi:

1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı iş sözleşmesinin işverence sonlandırılması sebebiyle fazla mesai, prim alacağı ve işe iadedendoğan  alacaklarının davalıdan tahsili  isteminde bulunmuştur.
Davalı davacıya tüm haklarının eksiksiz ödendiğini işyerinde yönetici konumunda olduğundan fazla mesai ücreti ve prim isteminde bulunamayacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı işe iadeden doğan alacaklardan vazgeçtiğinden bu istemlerin reddine, prim ve fazla mesai alacaklarının koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir
Hüküm davacı  tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden  ve mahkeme gerekçesinden  davacının ilk olarak davalı işyerinde  27.02.2006 tarihinde  pazarlama elemanı olarak işe başladığı bir süre çalıştıktan sonra bölge müdür olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının üst düzey yönetici olarak görev yaptığı dönem için verilen ret kararı doğru ise de pazarlama elemanı olarak çalıştığı dönem  için  fazla mesai alacağının belirlenmemesi isabetsiz olmuştur. Öncelikle davacının bölge müdürü olarak görevlendirildiği tarih belirlendikten sonra işe girdiği tarihten bölge müdürü olduğu tarihler arasındaki pazarlamacılık yaptığı dönem için fazla mesai alacağının hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.03.2012gününde oybirliğiyle karar verildi.